| |
1 MAYIS’TA TAKSİM’DEYİZ
27 Nisan 2012 İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü olan 1
Mayıs, İstanbul’da Taksim Meydanı’nda düzenlenecek mitingle
kutlanacaktır.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Taksim Meydanı’na, Sendikal
Güçbirliği Platformu ve TÜRK-İŞ İstanbul Şubeler Platformu ile birlikte
Şişli kolundan yürüyerek girecektir.
İşçi sınıfının bir parçası olan
sendikalı ya da sendikasız,
çalışan ya da işsiz,
tüm basın emekçilerini;
tutuklu ve hükümlü gazetecilerin ailelerini,
yargılanan tüm gazetecileri,
mesleki ve sınıfsal dayanışma duygularıyla,
1 MAYIS MİTİNGİNE
TGS pankartı altında
katılmaya çağırıyoruz.
İstanbul için toplanma yeri ve yürüyüş güzergahı ile Şubelerimizin bulunduğu illerdeki miting yerlerini devam sayfamızda bulabilirsiniz.
|
|
Devamı...
|
|
AA’DA 100’ÜNCÜ YIL VİZYONU: BASKI, TEHDİT VE HAKARET
10 Nisan 2012 Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunun 92’nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, kurumdan yüze yakın personelin zorla emekli edilmesiyle ilgili olarak, “herkes teşekkür ederek ayrıldı, hiç kimseden baskıyla, tehditle, şantajla emeklilik dilekçesi alınamaz” sözleriyle gerçekleri çarpıtma girişimi; Anadolu Ajansı’ndaki işçi kıyımının, sendikadan istifa baskılarının ve yandaş sendika oluşturma çabalarının bir “hükümet operasyonu” olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Anadolu Ajansı’nda, “siyasi iradenin tercihiyle” 3 Ağustos 2011 tarihinde göreve getirilen Kemal Öztürk’ün Genel Müdürlüğü döneminde, bu işyerinde insan hakkı ihlali düzeyine kadar ulaşan hukuk dışı uygulamalar karşısında bugüne kadar sessiz kalan siyasi iktidarın, bütün bu hukuksuzlukların ortağı olduğu Sayın Arınç tarafından da ikrar edilmiş oldu.
Bu açıklamalar karşısında; Anadolu Ajansı’na, kendi zihniyetlerine uygun 100’üncü yıl vizyonu belirlemeye çalışan AA yöneticilerinin baskı ve tehditlerini gösteren bazı gerçeklerin kamuoyuyla paylaşılması zorunlu hale gelmiştir.
Bunlardan biri; Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İşyeri Temsilcisi İbrahim Koç’un, “sendikal faaliyetlerini” yerine getirdiği için Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin’in küfürlü tehditlerine maruz kalması ve sonrasında tazminatsız olarak işten çıkarılmasıdır.
AA Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin, 17 Şubat 2012 tarihinde TGS’nin duyurusunu işyerinde dağıtan Sendika Temsilcisi İbrahim Koç’u odasına çağırarak ağır hakaretlerde bulunmuştur. Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin, TGS İşyeri Temsilcisi İbrahim Koç’un üzerine yürüyerek, “Kime sordun, kimden izin aldın l.n, h.y.r? Sen kim oluyorsun? Cuma namazına gidişimizi fırsat bilip, Ajansı boş bulup izinsiz neden bildiri dağıtıyorsun? Burası babanın çiftliği mi l.n? Ajansın ekmeğini yiyorsun, hainlik yapıyorsun. Terbiyesiz... Burası eski Ajans değil, başlatma TGS’sine, bundan sonra izin almadan, hiçbir harekette bulunmayacaksınız… Kırarım bacaklarını! Çık dışarı h.yv.n h.r.f!...” gibi çok ağır ifadeler kullanmıştır. Ebubekir Şahin, nihayetinde, “sinkaflı” küfürle İbrahim Koç’u odasından kovmuştur.
Bu olay, CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin tarafından 29 Şubat 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirildikten sonra Anadolu Ajansı işvereni, İbrahim Koç’u, “ajans yöneticisine iftira attığı” iddiasıyla Disiplin Kurulu’na sevk etmiştir.
Uzun zamandır emeklilik dilekçesi vermediği için Anadolu Ajansı yönetiminin ağır baskısı altında olan ve yersiz yere defalarca savunması istenen TGS Temsilcisi İbrahim Koç, bu gelişmeler karşısında daha fazla dayanamamış ve 16 Mart 2012 tarihinde noter kanalıyla emeklilik yazısını işyerine göndermiştir.
Yazının işverene tebliğ edilmesinden sonra ise Anadolu Ajansı’nda daha da şaşırtıcı gelişmeler yaşanmıştır.
AA yöneticileri, İbrahim Koç’u işyerine çağırarak, “Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin’in küfür etmediğine” dair bir dilekçe vermesi durumunda, kendisine kıdem tazminatını ödemeyi teklif edebilmişlerdir. İbrahim Koç, kendisine küfür edildiğini tekrarlayarak, yapılan bu çirkin teklifi reddetmiştir. Bunun üzerine AA işvereni, 28 Mart 2012 tarihli bir yazıyla İbrahim Koç’un iş akdinin feshedildiğini bildirmiştir.
Anadolu Ajansı’na “100. yıl vizyonu” kazandırma iddiasında olan AA yönetimi böylece bir ilke daha imza atmıştır. Hukuk tanımayan AA işvereni, emeklilik hakkını kullanan bir kişiyi, kanuna aykırı olarak 10 gün aradan sonra işten çıkartmaya kalkışmıştır.
Sendika Temsilcisi İbrahim Koç’un alacaklarıyla ilgili olarak, Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından açılan dava devam etmektedir. Yargılama sonucunda, elbette gerçekler ortaya çıkacak ve adalet yerini bulacaktır.
AA işyerlerinde çalışan personele yönelik baskı yöntemlerini hakaret ve küfre varacak kadar ileri götüren bu yönetim anlayışının; hangi siyasi iktidarın desteğini ve gücünü arkasına alırsa alsın; hukukun evrensel ilkeleri ve insanlık değerleri karşısında mahkûmiyeti kaçınılmazdır. AA yöneticilerinin ve siyasi iktidar temsilcilerinin, gerçekleri örtme ve çarpıtma çabaları, yalnızca kendilerinin itibar ve güven sorunuyla ilgilidir.
İşveren ve hükümet desteğiyle işyerinde kurdurulmaya çalışılan bir sendikanın temsilcilerinin ibret alınacak ilk icraatı ise TGS Ankara Şube Yöneticisine “iki gün maaş kesme cezası” verilmesine yol açmak olmuştur.
AA işyerlerindeki bu baskıcı yönetimin icraatlarının en büyük tanığı, bizzat bu baskılara maruz kalan kurum çalışanlarıdır.
Anadolu Ajansı işyerlerinde TGS yöneticilerinin ve işyeri temsilcilerinin, Anayasa’dan, yasadan ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bir hak olan sendikal faaliyetlerde bulunmalarına izin verilmemektedir. TGS’nin her yıl bastırıp üyelerine dağıttığı bloknotların, işyeri temsilcileri aracılığıyla işyerinde çalışan üyelere dağıtılması dahi yasaklanmıştır. TGS Şube Yöneticilerinin ve İşyeri Temsilcilerinin sendika duyurularını dağıtması işveren temsilcilerince engellenmektedir.
Her türlü baskı ve tehdide rağmen, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın tüm sendikal kadroları, üyelerinin desteğiyle, Anadolu Ajansı’ndaki sendikal hak mücadelesini yasal ve meşru zeminlerde sürdürecektir.
Üyelerimizin ve kamuoyunun bilgilerine sunarız. Saygılarımızla.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI YÖNETİM KURULU
|
|
Devamı...
|
|
ITUC BAŞBAKAN’A MEKTUP GÖNDEREREK, TGS’YE BASKILARI KINADI
26 Mart 2012 Uluslararası İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ITUC) Başkanı Michael Sommer ve Genel Sekreteri Sharan Burrow, Başbakan Erdoğan’a basın özgürlüğü ihlalleri nedeniyle kınama mektubu gönderdi. Mektupta, AA’da TGS üyelerine yönelik istifa baskılarına da yer verilerek, “TGS aleyhine yürütülen bu sendika karşıtı ortaklaşa faaliyetler; Türkiye’de hükümet ile işverenlerin giderek büyüyen sendika karşıtı yıldırma çabalarının genel görünümüne de denk düşmektedir” denildi.
ITUC’un 21 Mart 2012 tarihli mektubunda özetle şu ifadeler yer aldı:
“Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 151 ülkedeki 305 üye kuruluştan 175 milyon işçiyi temsil eden Uluslararası İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ITUC) olarak, Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlallerini ve cezaevlerindeki gazeteci sayısının artmasını protesto etmek amacıyla size bu mektubu yazıyoruz... 30'dan fazla Avrupa ülkesinden 260.000’in üzerinde gazeteciyi temsil eden Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ile Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ), Türkiye’deki en büyük üyeleri olan Türkiye Gazeteciler Sendikası’na (TGS) yönelik olarak Türk resmi makamlarınca bir saldırı olduğuna dair son gelişmeleri ITUC’ye bildirdiler. TGS, Türkiye’de cezaevindeki 100’den fazla gazetecinin serbest bırakılması için kampanya yürüten Gazetecilere Özgürlük Platformu içerisinde öncü bir rol oynamaktadır. EFJ ve FIJ’in bildirdiğine göre, doğrudan hükümet tarafından atanan Anadolu Ajansı Genel Müdürü, gazetecilerin TGS’den istifa etmeleri için baskı yapmaktadır. Anadolu Ajansı (devlet ajansı), TGS üyelerinin bağlı olduğu en büyük işverendir ve bu kişilerin üyeliği, sendikanın, gazetecilerin haklarını savunabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır... ITUC, TGS üyelerinin, işverenlerin veya yetkililerin misilleme yapmalarından endişe duymadan meşru sendikal faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlamak için, sizi, Türk yetkilileri üzerinde baskı kurmak üzere gerekli girişimlerde bulunmaya sevk etmek ve bu husustaki kaygılarına dikkatinizi çekmek amacıyla bu mektubu yazmaktadır.”
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI
|
|
Devamı...
|
|
AA İŞVERENİ HUKUK TANIMIYOR
15 Mart 2012 Anadolu Ajansı’ndaki baskı ve tehditler devam ediyor. TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi’nin Sendikamız Üyelerine yönelik istifa baskılarını protesto etmek amacıyla 9 Mart’ta başlattığı açlık grevi, dün 6’ncı gününde, geniş bir dayanışma ortamında gerçekleştirilen kitlesel basın açıklamasıyla sona erdi. Ancak bu etkinliğin hemen ardından, AA işvereni, hukuk tanımayan tutumunu daha da ileri götürerek, Ankara’daki Genel Müdürlük binasına noter getirtti ve yasa dışı bir sendikaya, işyerinde, iş saatlerinde, üyelik kaydı yaptırılmasına olanak sağladı, teşvik etti. TCK’nın 118’inci maddesine göre açıkça suç teşkil eden bu durumla ilgili olarak, Sendikamız tarafından dün Ankara Cumhuriyet Savcılığına bir kez daha suç duyurusunda bulunuldu. Öte yandan, kuruluşu Anadolu Ajansı’nın bahçesinde ilan edilen yeni sendikanın, yönetici ve kurucu üyelerinin TGS üyeliklerinin devam etmesi nedeniyle, yasal statü kazanmasının mümkün olamayacağına dair uyarı yazılarımız dün Ankara Valiliğine ve ilgili bakanlıklara sunuldu. Bundan sonraki süreçte, söz konusu yasa dışı sendika hakkındaki hukuki işlemler ilgili makamlar tarafından başlatılacaktır. Kurucularının büyük çoğunluğu Türkiye Gazeteciler Sendikası üyesi olan ve bu haliyle yasa dışı olan bu sendikanın, noter aracılığıyla üyelik kaydı yapması da yasal değildir. Bu hususta yapılan tüm işlemler kanun dışıdır ve bu sendika hakkında başlatılacak yasal soruşturma sonunda iptal edilmesi gerekecektir. Şu anda yasal statüye sahip olmayan bu sendikanın, kurulmuş olduğu varsayılsa bile, TBMM’de görüşmeleri devam eden Toplu İş İlişkileri Kanunu’nda işkolu barajı olarak öngörülen en az 2000 üye sayısına ulaşabilmesine imkân da yoktur. Bütün bu nedenlerle, Anadolu Ajansı’ndaki tüm Üyelerimizi ve TGS’den baskıyla istifa etmek zorunda kalan tüm çalışanları, mevcut Toplu İş Sözleşmesi ile elde ettikleri haklarını yitirmemeleri için yasa dışı bir sendikaya itibar etmemeleri konusunda uyarmakla yükümlüyüz. TGS’den istifa edenler, TGS üyeliği sona ermeden 1 ay içinde TGS’ye tekrar üye olursalar Toplu İş Sözleşmesinden doğan haklarını yitirmemiş olacaklardır. İstifa eden tüm Üyelerimizi yeniden TGS üyeliğine çağırıyoruz. Saygılarımızla.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI YÖNETİM KURULU
|
|
Devamı...
|
|
TGS AA’DA ÇOĞUNLUKTA, YENİ SENDİKA KANUNA AYKIRI
13 Mart 2012 İşverenin, Üyelerimizi baskı ve tehditle sendikadan istifaya zorlamasına rağmen, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Anadolu Ajansı’ndaki çoğunluğu devam ediyor. Sendikamıza ulaşan istifa sayısı 13 Mart 2012 tarihi itibariyle 93’tür. AA yöneticilerinin, çalışanları istifaya zorlarken spekülasyon amacıyla kullandıkları rakamların ne kadar abartılı olduğu böylece ortaya çıktı. Sendikamıza gönderilen istifa formlarının noterden onay tarihlerine göre dağılımı şöyledir: 5 Mart 2012 istifa sayısı: 22 6 Mart 2012 istifa sayısı: 65 7 Mart 2012 istifa sayısı: 6
AA YÖNETİCİLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Bu tabloya rağmen, AA yönetimi işyerlerinde Üyelerimiz üzerindeki baskılarına hâlâ devam ediyor. AA Genel Müdürünün bugün İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne gelerek, Üyelerimizi istifa ettirmek için bizzat mesai harcadığını öğrendik. Üyelerimiz üzerinde 5 Mart 2012 tarihinden bu yana uygulanan yoğun baskılar nedeniyle, Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk, Genel Müdür Yardımcısı Ebubekir Şahin ve Yurt Haberleri Müdürü Fatih Ferhat Sürmeli hakkında, 12 Mart 2012 tarihinde, “çalışma hürriyeti” ve “sendikal hakların ihlali” suçlarından dolayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Hukuk Danışmanlarımızca hazırlanan suç duyurusunda özetle şu iddialar yer almaktadır: “Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü, daha önce de kamuoyuyla paylaştığımız gibi, ilkin emeklilik hakkı elde etmiş çalışanları emekliliğe zorlayarak çalışma hürriyetini engellemiştir. Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü’nde, işverenin dayattığı 4 Ekim 2011 tarihinde emekli olmamak için direnen gazeteci Veli Güney, tazminatsız olarak işten atılmıştır. Sendikamızın “sendika işyeri temsilcileri”nden birisi Genel Müdürlükteki görevinden alınarak Ankara Esenboğa Havalimanında görevlendirilmiş ve diğer işyeri temsilcisi ise sendikal faaliyeti nedeniyle Genel Müdür Yardımcısının küfürlü saldırısı dahil her türlü baskıya maruz bırakılmıştır. Anadolu Ajansı işverenliği, bunlarla da yetinmeyerek, çalışanları tek tek çağırtarak TGS üyeliğinden istifaya zorlamışlardır. TGS, her birinin yürürlük süresi ikişer yıl olan tam 24 adet toplu iş sözleşmesini, Anadolu Ajansı işverenliği ile imzalamış bir sendikadır. Halen yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi, 30 Eylül 2012 tarihine kadar geçerlidir. Sendikamızın, Anadolu Ajansı işyerleri için yetki başvurusunda bulunmasına kısa bir süre kala, Anadolu Ajansı çalışanı üyelerimizin Sendikamızdan istifa etmeleri için hiçbir sebep yoktur. Gazetecilik işkolunda örgütlü tek sendika olan TGS dışında, herhangi bir gazetecilik işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalama gücü olan hiçbir sendika yokken, Üyelerimizin, kendilerine Türkiye ortalamasının üzerinde haklar sağlayan sendikalarından istifa etmek zorunda bırakılmaları, işverence yapılan baskının en açık delilidir. Anadolu Ajansı işverenliği, “çalışanlar istediği sendikaya üye olabilirler” diye açıklamada bulunarak, sendikal haklara doğrudan müdahale etmektedir. Zaten bir sendika üyesi olan çalışana, “istediğin sendikaya üye olabilirsin” demek dahi bir sendikal baskıdır. Çalışanın sendika üyesi olması veya olmaması, işverenin hiçbir hal ve şartta görev alanına girmemesi gereken bir konuyken, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü tarafından, son günlerde, çalışanların sendika üyelikleri konusunda yapılan açıklamalar, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü’nün, çalışanların, sendikaları ile doğrudan ilgili olduklarını apaçık ortaya koymaktadır. Üstelik çalışanlara yapılan açıklamalarla kamuoyuna gönderilen duyurular birbirinden farklıdır. Sendikamız üyeleri, birim müdürlerince çağırtılarak, “ne zaman TGS’den istifa edip ne zaman yeni sendikaya üye olacakları” konusunda teker teker sorgudan geçirilmektedir. “Genel Müdürün, TGS’den önce istifa edenle sonra istifa eden arasında herhalde farklı muamele yapacağı” çalışanlara telkin edilmektedir. TGS’nin Anadolu Ajansı işyerlerinde yetkisinin düştüğünün işverenlikçe dile getirilmesi de yürüttükleri “TGS’sizleştirme baskısının” kendilerince bir ikrarıdır.”
YENİ SENDİKA KANUNA AYKIRI Öte yandan, AA Genel Müdürlüğü’nün önünde yapılan bir basın açıklamasıyla kuruluşu ilan edilen yeni sendika yasa dışıdır. Sendikalar Yasası’nın “Üyeliğin kazanılması” başlıklı 22’nci maddesine göre, “Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. İşçi veya işverenler aynı zamanda ve aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olamazlar. Birden çok sendikaya üye olunması halinde, sonraki üyelikler geçersizdir.” Bu hüküm gereğince yeni sendikanın kurucuları halen TGS üyesidirler. Kanuna aykırı bu durum, ilgili makamlara bildirilecektir. Kuruluşu sakat olan sözde bir sendikanın, ne işkolu barajını aşabilmesi ne de Anadolu Ajansı işyerlerinde yetki alarak toplu iş sözleşmesi yapabilmesi mümkündür. Sendikadan istifa eden AA çalışanlarının, TGS’ye yeniden üye olmaları sendikal haklarının korunması bakımından kendi çıkarlarına olacaktır. Üyelerimizin bilgilerine sunarız. Saygılarımızla.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI YÖNETİM KURULU
|
|
Devamı...
|
|
AA ÇALIŞANLARIYLA DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ
13 Mart 2012 Anadolu Ajansı işvereninin, kurumda çalışan Türkiye Gazeteciler Sendikası üyelerinin sendikadan istifa etmesine yönelik baskılarını protesto etmek amacıyla TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi’nin başlattığı açlık grevi 5. gününe girdi. Ercan İpekçi, 9 Mart’ta başladığı açlık grevi sırasında, 3 gün Ankara’daki AA Genel Müdürlüğü önünde oturma eylemi yaptıktan sonra, basın özgürlüğü mücadelesini de sürdürmek amacıyla, açlık grevini kesmeden, İstanbul’a geçerek 12 Mart’ta Odatv duruşmasını izledi. Açlık grevinin 6. günü olan 14 Mart 2012 tarihinde sendikalar, meslek kuruluşları ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve üyeleri, AA çalışanlarını sendikal mücadelelerinde desteklemek ve dayanışmalarını göstermek amacıyla, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi’yi AA Genel Müdürlüğü önünde ziyaret edecekler. TGS’nin bugüne kadar sürdürdüğü mücadele; sadece AA çalışanlarının sendikal hak ve özgürlük mücadelesi değildir. TGS, her türlü baskı ve saldırılara direnerek, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı adına, basın ve ifade özgürlüğü için ciddi bir mücadele vermektedir. Bu bilinçle, tüm gazetecileri ve basın emekçilerini, basın meslek örgütlerini, işçi ve memur sendikalarını ve konfederasyonlarını, demokratik kitle örgütlerini, işçileri, öğrencileri, kadınları, tüm yurttaşlarımızı, siyasi parti temsilcilerini ve milletvekillerini bu mücadelemizde dayanışma içinde olmaya, birlikte sesimizi yükseltmeye çağırıyoruz. Saygılarımızla.
Yer : Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü önü (GMK Bulvarı No:128 Tandoğan) Tarih : 14 Mart 2012, Çarşamba Saat : 12.30
TÜRKİYE
GAZETECİLER SENDİKASI
YÖNETİM KURULU
|
|
Devamı...
|
|
PARLAMENTODA GAZETECİLERE ŞİDDETİ KINIYORUZ
12 Mart 2012 TBMM Milli Eğitim, Gençlik, Kültür ve Spor Komisyonu'nda 4+4+4 eğitim modeli teklifi görüşmeleri sırasında milletvekilleri arasında çıkan arbedede parlamento muhabirleri, kameramanlar ve foto muhabirlerinin görev yapmaları şiddet kullanılarak engellenmiştir. Milletvekilleri arasında çıkan arbede sırasında kapıların tutulu olması ve fiziki imkânsızlıklar nedeniyle kameramanlar salonu terk etmekte güçlük çekmişler, hatta bazı kameramanlar milletvekilleri tarafından tartaklanmıştır. TV 8 kameramanı Ufuk Karagül başından yaralanmış, mide bulantısı nedeniyle de hastaneye gitmek zorunda kalmıştır. TBMM İçtüzüğü’nün, “basının çalışmasını” düzenleyen 168’nci maddesi kapsamında ve “TBMM Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde görevlerini yerine getiren parlamento muhabirleri bile bazı milletvekilleri tarafından salondan çıkarılmaya çalışılmışlardır. Parlamento muhabirleri, kameramanlar ve foto muhabirleri, Meclis’te kendilerine çizilen bu çerçeve içinde, halk adına “denetim” görevi yapmakta, “halkın haber alma hakkının” gereğini yerine getirmektedirler. Milletvekillerince, meslektaşlarımıza şiddet uygulanmak suretiyle yapılan bu baskı ve engellemeleri kınıyoruz. Halkın temsilcilerinden oluşan bir parlamentoda, halkın haber alma hakkını yerine getiren gazetecilerin darp edilerek engellenmesi; ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıları yeni bir boyuta taşımıştır. 106 gazetecinin mesleki faaliyetlerinden dolayı tutuklu olduğu ülkemizde, parlamento muhabirleri, kameramanlar ve foto muhabirlerine yönelik bu engelleme çabaları, basın ve ifade özgürlüğünün geldiği noktayı göstermesi açısından son derece çarpıcı ve endişe vericidir. Gazetecilerin yargılanmasına ve tutuklanmasına gerekçe gösterilen kanun hükümlerini değiştirmesini beklediğimiz parlamenterlerin, basının özgürce görev yapmasını engellemek için şiddet kullanması tam da Başbakanın ifade ettiği gibi “Türkiye’nin itibarını ve imajını zedeleyici” bir tutumdur. Bu baskıcı zihniyeti protesto ediyoruz. Gazeteciler susturularak gerçekler gizlenemez. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Göksel Bozkurt’un nezdinde tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI YÖNETİM KURULU
|
|
Devamı...
|
|
TGS GENEL BAŞKANI İPEKÇİ AÇLIK GREVİNDE
09 Mart 2012 Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi, Anadolu Ajansı'nda çalışan TGS üyelerine ve sendikaya yönelik baskıların sona erdirilmesi amacıyla açlık grevine başladı. Ercan İpekçi, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü önünde yaptığı açıklamada, "Burada gerçekten, mezalim var. Baskı var. Buradaki baskılara dikkati çekmek için başka çarem kalmadı" dedi. Başbakanın TGS’yi hedef alan konuşmasını da anımsatan İpekçi, "Bir selam veriyorum Başbakana... Yaptığı açıklamada AA’daki bu baskıların sebebini ikrar etti” diye konuştu. Başbakanın, TGS’nin ulusal ve uluslararası alanda sürdürdüğü basın özgürlüğü kampanyasından rahatsız olduğnu belirten İpekçi, "Başbakan, burada bizden, AA çalışanlarından intikam almaya çalışıyor. Ama biz bu mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz" dedi.
TALEPLERİM
1) Anadolu Ajansı’nda Türkiye Gazeteciler Sendikası Üyelerine yapılan istifa baskıları sona ermelidir. Baskıyla Sendikadan istifa eden Üyelerimizin geri dönüşleri engellenmemelidir.
2) Anadolu Ajansı’nda çalışan Üyelerimize yönelik sürgün, görev değişikliği, işten atma tehdidi, rıza dışı tayinler, uygunsuz savunma talepleri gibi her türlü baskı ve mobbing uygulamasına son verilmelidir.
3) Anadolu Ajansı’nda “stajyer”, “kaşeli”, “hizmet alımı”, “yurt muhabiri” adları altında yıllardır sigortasız olarak çalıştırılan personelin kadroları verilmeli, sigortaları yaptırılmalıdır.
4) Anadolu Ajansı’na yeni alınan personelin Sendikaya kendi özgür iradeleriyle üye olma ya da dayanışma aidatı ödeme talepleri engellenmemelidir.
5) Anadolu Ajansı’nda işlerin kısmen ya da tamamen taşeron şirketlere yaptırılması uygulamasından vazgeçilmelidir.
6) Anadolu Ajansı işyerlerinde Türkiye Gazeteciler Sendikası yöneticileri ve temsilcilerinin duyuru dağıtma, üyelerle görüşme gibi yasal sendikal faaliyetleri engellenmemelidir.
7) Anadolu Ajansı’ndan haksız yere tazminatsız olarak işten atılan Üyelerimizle anlaşma yoluna gidilmeli, ya hak ettikleri kıdem tazminatları ödenmeli ya da işe geri dönüşleri kabul edilmelidir.
8) Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın kendi iç sorunlarıyla ilgili olarak başlatılmış olan demokratik sürecin Anatüzük hükümlerine göre işleyişine herkes saygı göstermelidir.
Saygılarımla. 09.03.2012
Ercan İpekçi TGS Genel Başkanı
|
|
Devamı...
|
|
ÜYELERİMİZE AÇIK MEKTUP
07.03.2012 Anadolu Ajansı’ndaki değerli meslektaşlarım, emekçi kardeşlerim, yoldaşlarım,
Galiba sizlerle biraz dertleşme ihtiyacımız var. Bunu yaparken, biraz Sokrates’ten, biraz Platon’dan esinlenmem, onların sözlerinden yararlanmam gerekecek. Çünkü binlerce yıldır zorbaların değişmeyen entrikalarının bir benzerini, 24 yıl 6 ay 6 günümüzü birlikte geçirdiğimiz Anadolu Ajansı işyerlerinde tekrar yaşıyoruz. Anadolu Ajansı’ndaki bütün mezalimin sorumlusu benmişim. “Beni suçlayanların üzerinizdeki etkisini bilemiyorum; fakat sözleri o kadar kandırıcı ki ben bile kendi adıma onları işitirken az daha kim olduğumu unutuyordum. Böyle olmakla birlikte, inanın ki bir tek doğru söz bile söylemiyorlar.” (Sokrates) Ne atanmış bir Genel Müdürün ne de onu atayan Hükümetin dayatmalarına boyun eğmeye niyetim var. Sesimin kesilmesi için hiç kimseye boynumu uzatmayacağım. Atamayla değil, üyelerimizin oylarıyla seçildim. Beni seçenlerin özgür iradesine karşı çıkamam -onlardan aldığım yetki ve cesaretle sürdürdüğüm onurlu mücadeleden rahatsızlık duyanlar belki üzülecek ve bana daha çok kinlenecekler ama- görevimden İSTİFA ETMEYECEĞİM. Sendikamızın olağanüstü genel kurul kararı alması halinde yeniden aday olup olmayacağıma karar verecek olan da yine seçimle yetkilendirilen delegelerimizdir. Atanmış bir Genel Müdürün ya da onu atayan Hükümetin tehditlerine boyun eğerek, delegenin iradesine ipotek koymamızı hiç kimse beklemesin. “Demokratik, şeffaf, katılımcı bir sendika” iddiasıyla yola çıktıklarını söyleyenlerin baskıyla ve tehditle güdümlü bir sendika oluşturma yolunda olduklarını görmek çok zor değil. Demokrasinin gereklerine uymaktan onlar korkabilirler, ama ben Genel Kurulun iradesine saygılıyım, çıkabilecek sonuçtan da çekinmiyorum. Üyelerimizin iradesiyle seçildim, onların iradesiyle gitmeye de hazırım. ADAYLIĞIMA DELEGASYON KARAR VERİR. Bana karşı yapılan ithamlara, suçlamalara, iftiralara karşı sabırla sessizliğimi koruyorum, dayanma gücümü zorlayarak direniyorum. Sonuna kadar da direneceğim. Hiç kimsenin benim hakkımda, “tehditler karşısında kaçıp gittiğimi” söylemesine izin veremem. Tarihin beni bu şekilde yargılamasına katlanamam. Böyle bir onursuzluğu hiç kimseyle paylaşamam. Eğer istifa edersem ya da aday olmayacağımı açıklarsam; kendimi, basın özgürlüğü uğruna, ulusal ve uluslararası düzeyde verdiğimiz mücadeleyi alçakça arkasından hançerlemiş sayarım. Eğer istifa edersem ya da aday olmayacağımı açıklarsam; ömrüm boyunca kendimi adadığım sendikal mücadeleye ihanet etmiş olurum. Seyfi Demirsoy’un, benim için düstur sayılan “Sendikacılık çileli iştir. İdeali olanların işidir” sözünün gereğini yerine getirmekten korktuğumu zanneder insanlar… Sendikal mücadeleden kaçmanın onursuzluğunu ne kendime ne de bu kavgada yer alan diğer meslektaşlarıma yaşatabilirim. Anadolu Ajansı’nda baskılara rağmen direnmeyi sürdüren arkadaşlarıma hainlik yapamam. Arkadaşlarımın toplu iş sözleşmesiyle kazanılmış haklarının, inşaatlarda taşeron ustabaşlarının yaptığı “takım sözleşmeleri” ile satılmasına seyirci kalamam. Takım sözleşmesi nedir bilir misiniz? İşi yaptıran işveren, vereceği işi en ucuza mal ettirecek şekilde şartlarını kendisi belirlediği bir sözleşmeyi takım kılavuzuna imzalattırır. Böyle bir takım sözleşmesi yapıp yapmamak da işverenin kendi keyfine kalmıştır. Toplu iş sözleşmesi müzakeresi yürütürken sahip olduğumuz haklar, takım sözleşmesinde söz konusu olabilir mi? Böyle bir yalana nasıl inanılabilir? Baskılar karşısında dayanamayıp sendikadan istifa etmek zorunda kalan arkadaşlarım için üzülüyorum. Şunu bilmelisiniz ki, benim bu direnişim onların da haklarını kazanmalarının yolunu açmak içindir. Sendikadan istifa eden ve istifa etmemek için direnen tüm arkadaşlarımın hakları uğruna ölümüne mücadeleye hazırım ama onurumu satmaya razı değilim. Benim şahsım üzerinden yürütülen yalan kampanyasına karşı ben nasıl ki sabırla, sükûnetle, dayanma gücümü koruyorsam; tüm üyelerimizden de, sendika içi demokratik sürecin işleyişini sabırla beklemelerini isteme hakkım olduğunu sanıyorum. O kadar dayanma gücümüz kalmadı diyorsanız, o zaman size şunu önerebilirim: İlahlar sizden kurban istiyorlar. “Olağanüstü kongre” denildi, yetmedi. “Genel Başkan istifa etsin” denildi, yetmedi. “Genel Kurulda aday olmayacağını açıklasın” denildi, yetmedi. Aç gözlü ilahlar tehditle diyet almanın tadına vardıkça, doymuyorlar, doymayacaklar. Platon’un dediği gibi “Kötü bir kafanın yönetmesi de kötü olur”. Ben bu kötü oyunun parçası olmayacağım. Bu yönetime istediği her şeyi verin, yetmeyecek. Sadece genel başkan değil, “sendikanın tüm yönetimi değişsin” diyecekler. O da yetmeyecek, “Sendikanın yönetimi, bizim istediğimiz kişilerden oluşsun” diyecekler. Onu da başaramayacaklarını görünce, yeni bir sendika kurma hayaliyle, üyelerimiz üzerindeki baskılarını artırmaya devam edecekler. Sabrı tükenmiş arkadaşlarıma sesleniyorum; direnen arkadaşlarımdan, dayanma güçlerini korumalarını rica ediyorum… Anadolu Ajansı’ndaki baskıların sona ermesi ve bütün sorunların bir anda çözümü benim yok olmama bağlıysa, bu benim için onurluca bir mücadelenin sonunda olmalıdır. Aranızdan onurluca ayrılmalıyım. Beni tarihe gömerken, onurumla gömmelisiniz. 9 Mart Cuma günü saat 12.00’de, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü önünde açlık grevine başlamaya karar verdim. Böylece, hem beni istemeyenler benden kurtulmuş olacaklar, hem de Sendika Yönetim Kurulu 12-13 Mart tarihlerinde Olağanüstü Kongre kararı alırsa, bu kongreye katılma olanağı bulamayacağımdan, adaylığım da söz konusu olamayacak. Gözlerinizin önünde biraz acı çekeceğim ama katlanmanızı diliyorum. Dostlarımdan ise mezar taşıma, Platon’un sözlerinden esinlenerek şunların yazılmasını isterim: “Mal, mülk ve saltanat peşinde koşmadı. Sağlığında verdiği mücadelede birazcık ünü olsun istedi, öldükten sonra da ününe uygun bir mezarı.” Benden bireysel bir çıkış istediniz, tüm sorumluluğu bana yüklediniz, tek adam olarak mücadele vermemi beklediniz. Galiba başka çarem kalmadı. Sadece Genel Başkanlığımdan değil, bundan sonraki süreçte Genel Başkan adaylığımı açıklamamdan bile korkanlar, şimdi daha fazla korkacaklar. “İster inanın, ister inanmayın, hakkımda ister aklanma kararı verin, ister vermeyin; her halde, iyice bilin ki, bir değil bin kere ölmem gerekse bile, yolumu asla değiştirmeyeceğim. Bilmelisiniz ki, benim gibi bir adamı öldürmekle, bana değil, kendinize zarar vermiş olacaksınız.” (Sokrates) Bir kahraman arıyordunuz, ben de size bir kahramanlık mücadelesi sunmak zorunda kalıyorum. Umarım benim bu bireysel kararım, kitlesel bir harekete dönüşür. Umarım, sadece Anadolu Ajansı’nda değil ülkemdeki zulme karşı Anadolu Baharı’nın fitilini ateşleyen kişi ben olurum. Artık Sendikadan istifa etmeyin, Sendikanıza sahip çıkın. Mücadelenizi sürdürün. Artık baskılar sona ersin, Sendikadan istifa edenler de geri dönsün. Anadolu Ajansı’nın önünde bir süre daha birlikte olacağız. Şimdilik hoşçakalın yoldaşlarım.
Ercan İpekçi Genel Başkan
|
|
Devamı...
|
|
ANADOLU AJANSI'NDA İSTİFA BASKILARI
5 Mart 2012 Anadolu Ajansı işyerlerinde çalışan üyelerimize yönelik baskılara, 5 Mart 2012 tarihinden itibaren “sendika üyeliğinden istifa” baskısı da eklendi. Anadolu Ajansı işvereni, üyelerimizi tehdit ve baskıyla Sendikadan istifaya zorlayarak, işyerinde var olan tüm sendikal hakları ve Toplu İş Sözleşmesiyle kazanılmış koruyucu hükümleri yok etmeyi amaçlamaktadır. Sendika ile diyalog kapılarını kapatan AA yönetimi, işyerindeki mevcut sorunların çözümü konusunda TGS’ye parlamentoyu ve kamuoyunu harekete geçirmekten başka çıkar yol bırakmamıştır. TGS’nin bu konudaki girişimlerinden rahatsızlık duyan AA yönetimi, kötü niyetli yaklaşımını devam ettirerek, üyelerimize yönelik hukuk dışı saldırılarını artırmayı tercih etmiştir. Sendikadan “istifa baskısı” yapan AA yöneticileri hakkında, bundan önceki tehdit ve baskı uygulamalarıyla birlikte, Türk Ceza Kanunu’nun “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali” başlıklı 117’nci ve “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” başlıklı 118’inci maddeleri uyarınca suç duyurusunda bulunulacaktır. Bu konuda, TGS Hukuk Danışmanlarınca gerekli çalışmalara başlanmıştır. Üyelerimizin tek güvencesi, TGS tarafından imzalanmış olan ve yeni dönemde müzakereleri başlatılacak olan Toplu İş Sözleşmesi’dir. Toplu İş Sözleşmesi hükümleri, kanun gereğince sadece Sendika Üyelerine uygulanabilir. Toplu İş Sözleşmesi, çıplak ücretin dışında ödenen sosyal yardımların ve yılda dört maaş ikramiyenin tek teminatıdır. Toplu İş Sözleşmesi, işyerinde var olan Yardımlaşma Sandığı’na işveren kesintilerinin yatırılmasını sağlamanın dayanağıdır. Kıdem tazminatı hesabında Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uygulanır. İş güvencesini sağlayan ihbar tazminatları Toplu İş Sözleşmesiyle getirilen koruyucu hükümler arasındadır. İşveren baskısıyla Sendikadan ayrılmak, yukarıda özetlediğimiz birçok sendikal haktan bir gecede mahrum kalmak anlamına gelecektir. Kaybedilmiş hakların yeniden kazanılmasının mümkün olmadığına dair geçmişte birçok örnek vardır. Başka işyerlerinde yapılan sendikasızlaştırma operasyonlarında da işverenlerin “yalan vaatlerinin” hiçbirinin gerçekleşmediği bilinmektedir. O nedenle, Anadolu Ajansı çalışanlarının haklarını koruyan Toplu İş Sözleşmesi’ndeki güvencelerin kalıcı olabilmesi, Sendika Üyeliğinin sürdürülmesiyle mümkündür. AA yöneticilerinin gerçeğe aykırı beyanları; Anadolu Ajansı Genel Müdürünün 3 Mart Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “TGS’ye karşı değiliz, sendika yöneticilerini istemiyoruz” sözleri ile 5 Mart Pazartesi günü “noter masraflarının da işverence karşılanacağı belirtilerek TGS’den istifa edilmesi talimatı” arasındaki çelişkide kendisini açıkça belli etmektedir. Anadolu Ajansı çalışanları, mevcut AA yönetiminin baskılarını bizzat yaşayarak görmektedir. TGS yöneticileriyle problemi olan AA yöneticileri, her türlü hesabını Sendika Yöneticileriyle her ortamda yapabilir. Sendika Yöneticilerine duydukları kin ve nefretin hesabını çalışanlar üzerinden görmeye çalışmak tam anlamıyla insanlık dışı bir uygulamadır. AA yönetimi, TGS’nin iç işlerine karışmakla açıkça suç işlemektedir. AA yönetiminin, TGS’nin işyerindeki yetkisini yok etme girişimleri, AA çalışanlarının direnişiyle boşa çıkarılmalıdır. TGS, Üyelerinin desteğiyle, bu dönemde de AA işyerlerinde toplu iş sözleşmesi sürecini başlatacaktır. Anadolu Ajansı işyerlerinde Toplu İş Sözleşmesi yapma yetkisine sahip tek sendika Türkiye Gazeteciler Sendikası’dır. “Gazetecilik” işkolunda toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi olan tek sendika da Türkiye Gazeteciler Sendikası’dır. Bu dönemde, başka bir sendikanın toplu sözleşme yetkisi alabilmesi hem yasal olarak hem de fiilen mümkün değildir. Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, AA işverenini, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine ve çalışanların yasal haklarına saygılı davranması ve Sendika ile diyalog kapılarını açık tutması konusunda bir kez daha uyarıyoruz. Aksi takdirde her türlü yasal hakkımızı sonuna kadar kullanmaktan kaçınmayacağımız bilinmelidir. Tüm basın emekçilerini, sendikaları, basın meslek örgütlerini ve demokratik kitle kuruluşlarını, Anadolu Ajansı işvereninin baskıları karşısında Sendikamızla ve Üyelerimizle dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz. Saygılarımızla.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI
|
|
Devamı...
|
|
| | << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 1 - 25 Toplam: 327 |
|
|