|
Basın Özgürlüğünün Önündeki Engeller |
|
|
|
Sayfa 1 Toplam: 6 TGS 15'inci Olağan Genel Kurulu Çalışma Raporu'ndan, 12-13 Eylül 1998
Bilgi, iletişim, haber alma, düşünce, söz ve yayın özgürlükleri alanında özgür gelişme, özgür insan ve demokratikleşme hedef ve çabalarına aykırı düşen yasaların başında Anayasa gelmektedir.
Halen antidemokratik öğeleriyle yürürlükte bulunan siyasal ve hukuksal düzen, demokrasinin evrensel sayılan ilkeleriyle çelişmektedir. Sistemin temelini oluşturan yasal mevzuat 1980-1983 yılları arasında “12 Eylül rejimi” olarak adlandırılan dönemde üretilmiştir. Fiili rejim döneminde kabul ettirilen Anayasa, özgürlükleri istisna, sınırlamaları ise kural kabul etmektedir. Toplumu ve hukuk düzenimizi doğrudan doğruya ilgilendiren temel yasal bu dönemde Milli Güvenlik Konseyi tarafından çıkarılmıştır. Anayasa’nın geçici 15. maddesine göre bu yasaların Anayasa’ya aykırılığı dahi ileri sürülememektedir. Yaşamın her alanında geçerli olan temel yasaların üretildiği bu dönemdeki mevzuat ile çevrelenen birey ve toplumun sıkıntılarına çözüm getirmeyen yasalardaki antidemokratik unsurların temizlenebilmesi için sorunu; Anayasa’dan başlayarak değerlendirmek gerekir. I - ANAYASA SORUNU 1982 Anayasası tümüyle değiştirilmelidir. Kişi hak ve özgürlükleri karşısında devleti “kutsallaştıran” Anayasa, özgürlükler üzerinde “sınırlama rejimi” yaratmıştır. Özgürlüklerin sınırlanmasında kullanılan sınırlama ölçütlerinin çoğu belirsizlik taşımaktadır. Anayasa’nın 13, 14 ve 15. maddelerinde yer alan genel sınırlama ölçütlerinde netlik yoktur ve diğer maddelerdeki hak ve özgürlükler içine “özel sınırlama” ölçütleri yerleştirilmiştir. Özgürlükleri suç olarak kavrayan ve yaptırıma bağlayan 1982 Anayasası insan haklarına sadece “saygılı” olduğunu belirterek “devletin kutsallığını” ve “sınırlamaları” esas almıştır. Yargı bağımsızlığı demokratik rejimin temel ilkelerinden birisi olmasına rağmen; Anayasa’daki düzenleme biçimiyle ciddi biçimde yara almıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşumu bakımından kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Yargıç güvencesi zedelenmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Askeri Mahkemeler ve Sıkıyönetim Mahkemeleri gibi olağanüstü mahkemeler 1982 Anayasası ile anayasal statü kazanmışlardır. 49. hükümet programından başlanarak 55. hükümet programlarında demokratikleşme için başta Anayasa olmak üzere tüm yasaların değiştirileceği kamuoyuna açıklanmıştır. TBMM’ye dönemin hükümetleri tarafından getirilen yasa değişikleri gerekçelerinde; temel insan hakları ve devlet-birey ilişkileri açısından hukuksal sistemin insanlar için güvence kaynağı olmaktan çıktığı vurgulanarak 12 Eylül hukuku kalıntılarından kurtulmak gerektiği sık sık tekrarlanmıştır. Türkiye’nin çağdaş, demokratik bir sivil toplum anayasasına olan ihtiyacından sürekli söz edilmiş, 1982 Anayasası’nı değiştirmek için koalisyon protokollerine “demokratikleşme” başlıklı bölümler konulmuştur. Ancak “demokratikleşme” yolunda somut adım atılamamıştır. Anayasa’da dört kez değişiklik yapılmış, ancak bu değişikliklerin hiçbirisi 1982 Anayasası’nda kamuoyuna vaadedilen “demokratikleşmeyi” gerçekleştirememiştir.
|