Ana Sayfa arrow Belgeler arrow KIDEM TAZMİNATI HAKKI

 
 
Ana Sayfa
ÜYE OLUN
Genel Merkez
Şubeler
İletişim
Açıklamalar
Duyurular
TGS'den Haberler
Belgeler
Formlar
ATV - SABAH GREVİ
AB PROJESİ (2009-10)
Dayanışma Grubu
Tarihçe
Sıkça Sorulan Sorular
Web Bağlantıları

 
 
 
 

TÜRKİYE'DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
PROGRAMI

DESTEKLEYEN

ORTAK KURULUŞ


 
 
 
 

BASIN gazetesi
(Nisan 2009)

BASIN Gazetesi
(Mart 2009)

 
 
 
 

Siteyi Yer İmlerime ekle
Açılış Sayfam yap
Ziyaretçi: 1286411
Sitede 15 misafir çevrim içi

 
 
 
 
KIDEM TAZMİNATI HAKKI Yazdır E-Posta

Geçtiğimiz dönemde, basın emekçilerinin önemli bir hak kaybı kıdem tazmitanıyla ilgiliydi. Gazeteci Evin Göktaş'ın Sabah gazetesinden istifa ettikten sonra kıdem tazminatını alabilmek için açtığı dava, mahkemece kabul edildi, Yargıtay tarafından bozuldu, mahkemenin ısrarı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na (YHGK) kadar gitti. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu konuda, son derece yanlış bir değerlendirme yaparak, çok önemli bir karar verdi. YHGK, gazetecinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alamayacağına hükmetti. 1961 yılından beri uygulanan önemli bir hak böylece ortadan kaldırılmış oldu. Ancak bu uygulama, elbette, sendikal örgütlenmenin bulunduğu işyerleri için sözkonusu değil. Çünkü sendikamızın imzaladığı toplu iş sözleşmelerinde, gazetecinin istifa etmesi halinde kıdem tazminatı hakkına sahip olduğu açık hüküm halinde yer almaktadır.

YHGK'nın karar metnini ve karşı oy yazılarını, önem taşıması nedeniyle burada aynen (yazım yanlışlıklarını düzeltmeden) kullanıyoruz:

"Taraflar arasındaki 'kıdem tazminatı' davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 4. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.12.1995 gün ve 1995/1121-3818 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 4.5.1996 gün ve 1995/35779-1996/12636 sayılı ilami ile; (...5953 sayılı 'Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun', çalışanlara ancak iki halde kıdem tazminatı hakkı tanımıştır. Bunlardan ilki, sözü edilen kanunun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, meslekte en az beş yıl çalışan ve hizmet akdi işverence feshedilen gazeteciler kıdem tazminatına hak kazanır. Diğeri ise 11. maddede öngörülmüştür. Bu maddede, 'bir mevkutenin veche ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde, gazeteci ihbar müddetini beklemeden akdi feshedebilir.' denilmektedir. Bu durumda, yine aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, gazeteci kıdem tazminatına hak kazanır.

Somut olayda, davacı akdi 5953 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre feshetmiş olup, bu hüküm kıdem tazminatı hakkı vermez. Aksi düşünce ile kıdem tazminatına hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. Beş yıllık çalışma koşulu da gerçekleşmiş değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacının davalıya ait işyerinde 5953 sayılı 'Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun' hükümleri gereğince çalıştığı ve hizmet aktinin bu yasanın aktif gazeteci tarafından feshini düzenleyen 7. maddesi gereğince önel vererek ve haklı bir nedene dayanmaksızın istifa suretiyle 8.3.1995 tarihi itibariyle kendisi tarafından sona erdirildiği yönlerinde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Olayda çözümlenmesi gereken sorun, gazetecinin istifa sureti ile akti sona erdirmesi halinde, kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olup olmadığı konusunda toplanmaktadır.

Anılan yasanın 7. maddesinin kıdem tazminatı ile ilgili bir düzenleme getirmediği açıktır. O nedenle konu ile ilgili aynı yasanın 6 ve 11. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. 6. maddenin başlığı ve içeriğinden sözleşmenin işveren tarafından feshinin ve kıdem tazminatının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Olayımızda ise, sözleşme, işverence değil, davacı gazeteci tarafından istifa suretiyle sona erdirildiğinden bu maddeden hareketle davacının isteğinin kabulü olanağı yoktur. 

11. maddede ise, gazetecinin ihbar süresini beklemeksizin fesih hakkı ve tazminat konuları düzenlenmiştir. Haklı nedene dayanan fesih halinde gazeteci ihbar müddetini beklemeden akdi sona erdirebilir. Gerçekten bu maddenin birinci fıkrasında 'bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref ve şöhretini ve umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde, gazeteci ihbar mühletini beklemeden akdi feshedebilir.' denilmektedir. İkinci fıkrada ise, 'iş akdini birinci fıkranın verdiği hakka dayanarak fesheden gazeteci, işverenin kusuru neticesinde iş akdini fesh etmiş olsa idi ne miktar tazminat alacak idiyse, o miktar tazminat isteyebilir' kuralına yer verilmiştir. Davacı gazetecinin kıdem tazminatının önkoşulu olan 5 yıl çalışma şartını yerine geterdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Özel Daire kararında, asıl bozma gerekçelerine ek olarak, 'Beş yıllık çalışma koşulu da gerçekleşmemiştir.' denilmiş ise de, bunun maddi hataya dayandığı açıktır. Ancak, yukarıda açıklanan hükümler karşısında beş yıl çalışma koşulunun gerçekleşmiş olması halinde dahi, yerel mahkemenin kabul ettiği gibi, gazetecinin istifası söz konusu ise, başka koşullar aranmaksızın, kıdem tazminatı isteğinin kabul edilmesi olanağı yoktur.

11. maddenin birinci fıkrasında açıklanan haller gibi, haklı nedenlerle sözleşmenin gazeteci tarafından sona erdirilmiş olması da, kıdem tazminatını talep edebilme koşullarındandır. Davacı gazeteci haklı bir nedenle hizmet aktini sona erdirdiğini iddia etmemiştir. Haklı nedene dayalı feshin varlığı iddia edilip kanıtlanmadığından 11. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen tazminatın hüküm altına alınması mümkün değildir. 

Yukarıda etraflıca açıklanan 5953 sayılı Yasanın 6 ve 11. maddelerinin açık düzenlemeleri karşısında, anılan Yasaya 4.1.1961 tarihinde 212 sayılı Yasa ile eklenen geçici maddeye dayanılarak da, davacının kıdem tazminatı isteği kabul edilemez. Geçici maddede 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 5 yıl veya daha fazla kıdemi olan gazetecilerin, tabi oldukları iş akdini, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl içerisinde feshetmeleri halinde, 6. madde hükmü uygulanmaz.' denilmektedir.

Kanunun bu düzenleniş şekli sonucu, kıdem tazminatına hak kazanma konusunda farklı görüşler benimsenmiştir. Öğretideki baskın görüşe göre; geçici madde ile 6. madde arasında bir çelişki bulunduğu, muhtemelen 6. maddede gazeteciye bu yolda bir tazminat bahşeden hükmün sonradan metinden çıkarılmış olabileceği böylece çelişkinin ortaya çıktığı ve anılan geçici maddenin öngörülmesinin bir unutkanlık sonucu olduğu ileri sürülmektedir. (İlim Heyeti raporu, s.11).

212 sayılı Kanunun geçici maddesinde, Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl sonraki fesihlerde 6. maddenin uygulanabileceği ifade ediliyorsa da, sözü geçen maddenin kenar başlığı olan 'akdin işveren tarafından feshi ve kıdem tazminatı' ibaresinin de açıkça ifade ettiği gibi, bu madde akdin gazeteci tarafından feshini değil, işveren tarafından feshini düzenlemektedir. Bu nedenle geçici maddede 6. maddeye yapılan yollamanın gereksiz olduğu savunularak ilim heyeti raporu benimsenmiştir (Kemal Oğuzman: gazetecilerin mesleki ve sosyal hakları ve bunların korunması, İHEM 1967, c.32., Sayı 2-4, s.875, dn.34). Bu görüşe göre de; 5953 sayılı Kanunun 6. maddesinin kıdem tazminatını düzenlediği ve işveren tarafından hizmet sözleşmesinin feshi halinde kıdem tazminatına hak kazanılacağı, gazetecinin istifa etmesi durumunda ise bu tazminatın söz konusu olamayacağı, gazetecinin 11. maddeye göre akdi feshetmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağından, geçici maddenin sadece 11. maddeye göre yapılan fesih ile ilgili olduğu kabul edilmektedir (Ünal Harmanlıoğlu: Türk Hukukunda Kanundan Doğan Kıdem Tazminatı, İstanbul, 1973, s.250-252).

Öğretide de baskın görüş olarak benimsendiği gibi, 5953 sayılı Kanunda, 11/1. maddesi dışında bir nedenle veya nedensiz olarak istifası halinde, gazeteciye kıdem tazminatı ödenmesi yolunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir.

Bu durum karşısında Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince bozulmasına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.3.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Maddi olay: 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un 7. maddesine uygun olarak ve 5 yıllık kıdemi bulunan davacı gazeteci tarafından iş akdinin feshi sebebiyle kıdem tazminatı isteğine ilişkindir.

Savunma: Davalı vekili; 5953 sayılı Yasanın 7. maddesine göre iş akdinin feshi halinde kıdem tazminatı ödenmeyeceğini, davacının isteğinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkeme: 5953 sayılı Yasanın 6, 7 ve geçici 2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde 7. maddeye göre işçi (gazetecinin) tarafından da iş akdinin fesh edilmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanılması gerektiğini belirterek isteği kabul etmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Özel Daire'si bozma ilamı: Hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Yüksek Özel Daire Basın İş Yasasının 6 ve 11. maddelerindeki prosedüre uygun iş akdinin feshi halinde kıdem tazminatı verileceğini, 7. maddeye göre iş akdinin feshi halinde kıdem tazminatı verilemeyeceğini ayrıca 5 yıllık çalışma koşulunun da olmadığını belirterek hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Israr Kararı: Yerel mahkeme, Özel Daire bozma ilamından önceki kararında belirtilen düşünce ve gerekçe ile önceki kararında ısrar etmiştir. Davalı vekili tarafından karar yasal sürede temyiz edilmiştir.

Yerel Mahkeme ile Yargıtay Özel Dairesi arasındaki uyuşmazlık 5953 sayılı Basın İş Yasasının 7. maddesine göre iş akdinin feshinin kıdem tazminatı verilmesini gerektirip gerektirmediğine ve davacının 5 yıllık gazetecilik mesleğinde çalışıp çalışmadığına ilişkindir.

Dosya içeriğine göre, davacının gazetecilik mesleğinde 5 yıllık süreyi doldurduğu dosyadaki belgelerden açıkça anlaşılmakta olduğu ve Genel Kurul'da işin görüşülmesi sırasında da Özel Daire sözcüsü tarafından bu husus kabul edildiği için bu konu üzerinde ayrıca tartışmaya gerek bulunmamaktadır. Şu durumda; uyuşmazlık sadece 5 yıllık gazetecilik mesleğinde kıdemi olan gazetecinin kıdem tazminatını Basın İş Yasasının 7. maddesine göre iş akdini fesh etmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağına ilişkindir. Öncelikle belirtelim ki, kıdem tazminatı, Yasalarca tanınmış bir hak olup, bir hizmetin, emeğin alın terinin karşılığıdır. Yoksa işverence işçiye verilen bir lutf ve atıfet değildir. Malum olduğu üzere, 1475 sayılı İş Yasasında ve Deniz İş Yasasında işçinin kıdem tazminatına hak kazanması için iş akdinin işveren tarafından haksız fesh edilmesi veya işçi tarafından iş akdinin haklı sebebe dayanılarak fesh edilmesi gerekir. Halbuki Basın İş Yasasında; işveren ve işçi tarafından iş akdinin feshini düzenleyen 6 ve 7. maddelerde iş akdinin feshi için sebep gösterme zorunluluğu yoktur. 6. maddeye dayanarak iş akdini fesh eden işveren işçisine 5 yıllık gazetecilik mesleğinde çalışması varsa kıdem tazminatı ödemek zorundadır. 6. maddenin hemen arkasından gelen ve 6. maddeye paralel olarak 7. maddede işçi tarafından sebep gösterilmeksizin iş akdinin fesh edileceği belirtilmiştir. Yasa koyucu basın mesleğinin niteliğini gözönünde tutarak iş akdinde tarafların sebepsiz iş akdini fesh etmelerini haklı görmüştür. Yasa koyucu hak ve vecibeleri düzenlerken hak ve adalet ve eşitlik kurallarına uyar. 7. maddenin başlığında kıdem tazminatı sözcüğünün olmaması işçinin iş akdini feshetmesi halinde kıdem tazminatı alamayacağını göstermez. Yasa işverene ve işçiye sebep göstermeksizin iş akdini feshetme hakkı verdiğine göre, işveren iş akdini feshettiğinde işçiye kıdem tazminatı ödenecek, işçi iş akdini feshettiğinde ise ödenmeyecek, böyle bir düşüncenin hak ve adaletle bağdaşması mümkün olmayacağı gibi, Medeni Kanunun 2. maddesi ve 4. maddesi keza Anayasa'nın çalışmayla ilgili hükümler bölümü ile de bağdaşmaz. Ayrıca belirtelim ki, Basın İş Yasasının 6 ve 7. maddelerinde iş akdinin feshine ve kıdem tazminatına ilişkin Genel Kurallar konulmuş olup, Basın İş Yasasının 11. maddesinde ihbarsız iş akdinin feshi ve kıdem tazminatına ilişkin özel hal düzenlenmiştir. 6 ve 11. maddelerinde kıdem tazminatından bahsedilmiş olması 7. maddeye göre akdin feshi halinde kıdem tazminatı verilmeyeceğini göstermez. Basın İş Yasasını bir bütün halinde gözönünde tutmak gerekir. Geçici 2. maddenin ise davamızla ilgisi yoktur. 

SONUÇ: Yukarıda arzedilen açıklama ve gerekçeler nazara alınarak Yerel Mahkeme kararının onanması gerekirken, Özel Yüksek Daire'nin bozma kararı doğrultusundaki Yüksek Genel Kurulun çoğunluk kararına karşıyım.

Saygıyla arz olunur. 21.3.1997

Şemsettin Abik
10.H.D.Üyesi"


GÖRÜŞLERİMİZ

Basın emekçisi açısından çok önemli bir yasa olan 212 sayılı Yasa ile Değiştirilmiş 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun'un, yukarıdaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında sıkça söz edilen 6, 7 ve 11. maddelerini incelemekte yarar görüyoruz.

Kanun'un 6'ncı maddesi şöyledir:

"Meslekte en az beş yıl çalışmış olan gazetecilere kıdem hakkı tanınır.
Kıdem hakkı gazetecinin mesleke ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanır.
Akdin feshi halinde gazeteci, bu süreye göre hesaplanacak tazminatı almaya hak kazanır."

Maddenin ilk 3 fıkrası gayet açık biçimde gazetecinin kıdem tazminatı hakkını tanımaktadır. Burada yer alan "...gazetecilere kıdem hakkı tanınır" ifadesiyle anlatılmak istenen "kıdem tazminatı"dır.

Madde başlığında "akdin işveren tarafından feshi" ibaresinin bulunması kıdem tazminatının sadece işten atılma halinde söz konusu olduğu anlamına gelemez; zira Türk hukuk sisteminde madde başlıkları kanun metninden sayılmaz. (Türkiye Büyük Millet Meclisi, 26 Aralık 1944 tarihli ve 1367 sayılı tefsirinde, kenar başlıklarının kanun metninden sayılamayacağına karar vermiştir.) 

Kaldı ki, madde metni, gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için gerekli şartı göstermekte, bunun sadece işten atılma halinde kazanılacağına dair bir ifade metinde yer almamaktadır. Kıyaslama yapmak gerekirse, 1475 Sayılı İş Kanunu'nda işverenin iş aktini feshi halinde işçiye kıdem tazminatı ödeneceği ibaresi -bazı istisnalar dışında- genel hüküm olarak açıkça bulunmaktadır. İşçinin iş akdini feshi halinde kıdem tazminatı alabilmesi ise istisnai olarak belirtilen bazı koşullarla sınırlandırılmıştır. 5953 Sayılı Kanunda ise böyle bir sınırlama ve istisnai hal yoktur. Genel hüküm, "gazetecinin meslekte 5 yıl çalışmış olması" durumunda kıdem tazminatına hak kazanacağıdır. Bu, iş akdinin gerek işveren gerekse işçi tarafından feshi halinde de geçerlidir.

Öte yandan, Türk hukuk sistemi, kanun hükmünün yorumlanmasında "yasa, sözüyle (lafziyle) ve özüyle (ruhuyla) dokunduğu bütün konularda uygulanır" ilkesini benimsemiştir (Medeni Kanun, m.1). Dolayısıyla, bir kanun maddesinin yorumlanmasında, sadece metindeki sözcüklerle yetinilmeyecek, maddenin konuluş amacı da araştırılacak, kanunun hazırlık çalışmaları, gerekçesi, komisyon ve meclis görüşmeleri de gözönünde bulundurulacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 6'ncı maddeyi yorumlarken meclis tutanaklarını incelese, maddenin özü itibariyle gazetecinin istifa halinde de kıdem tazminatına hak kazanabilmesine yönelik olduğunu görecekti. 

Belki burada, asıl tartışmalı konu, 6'ncı maddenin 2'nci fıkrasındaki "Kıdem hakkı gazetecinin mesleke ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanır" hükmüdür. Bu, hüküm, gazeteciye sonraki işyerlerinden ayrılışı sırasında da kıdem tazminatının, o işyerinde geçen hizmet süresi üzerinden değil, mesleğe ilk başladığı tarihten itibaren hesaplanarak ödenmesini öngörmektedir. Ancak uygulamada, işverenler, gazeteciyle yaptıkları özel hizmet akdiyle, kıdem tazminatı hesabında esas alınacak süreyi, o işyerindeki hizmet süresiyle sınırlandırmaktadır.

5953 Sayılı Kanun'un 7'nci maddesi şöyledir:

"Gazeteci en az bir ay evvel işverene yazılı ihbarda bulunmak suretiyle iş akdini her zaman feshedebilir."

YHGK kararında defalarca üzerinde durulan bu madde, sadece ihbar süresiyle ilgilidir. Yine, burada da, "akdin gazeteci tarafından feshi" şeklindeki madde başlığına bakılarak değerlendirmede bulunulması yanıltıcı sonuçlara yol açmaktadır. Madde metni, tamamen, gazetecinin iş akdini feshinde ihbar süresini göstermektedir. 

Nitekim, 6'ncı maddenin 4'üncü fıkrasında da işverenin iş aktini feshinde geçerli olan ihbar süreleri düzenlenmiştir. 

5953 sayılı Kanun'un 11. maddesi ise bütün bunların haricinde gazetecinin ihbar müddetini beklemeden iş aktini hangi koşullar altında feshedebileceğine ilişkindir:

"Bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde, gazeteci ihbar mühletini beklemeden akdi feshedebilir."

Görüldüğü üzere, YHGK, son derece yanlış değerlendirmelerle, gazetecinin kıdem tazminatı hakkını yok eden bir karar vermiş, gazeteciyi işveren karşısında tamamen güçsüzleştirmiştir.

Ancak, bu yanlış yorumun, açılacak yeni davalarla düzeltilebileceği inancındayız.

< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 


GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK
KAMPANYASINI DESTEKLİYORUM
(İmza Formunu İndirin)

Gazetecilere Özgürlük
İmza Çağrısı (22 Haziran 2010)

Gazetecilere Özgürlük
G-9 Ortak Bildirisi (24 Mayıs 2010)

Avrupa Gazeteciler Federasyonu
Genel Kurul Açıklaması (18 Nisan 2010/İstanbul)

Cezaevindeki Gazeteciler (18 Ağustos 2010)
 
 
 
 
resim34.jpg
En Çok Okunan Belgeler

 
 
 
Genel Başkan : Ercan Sadık İPEKÇİ
Genel Sekreter : Muhittin DOĞAN

Basın Sarayı Kat:2
Cağaloğlu/İstanbul
Telefon:(212) 5140694 - 5140696
Faks:(212) 5114817

Grafik Tasarım : Özgür Güz