 |
|
 |
| |
|
Sitede 33 misafir çevrim içi |
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
| |
|
|
GAZETECİLİK İÇİN AYAĞA KALK (05 Kasım 2009)

Uluslararası Gazetecilik İçin Ayağa Kalk kampanyası, 2007 yılından bu yana her 5 Kasım günü, her ülkenin kendine özgü koşullarını da içerecek biçimde, ulusal Gazeteci Sendikaları tarafından gerçekleştirilen çeşitli eylem ve etkinliklerle kutlanmaktadır. Gazetecilik sektöründe; Tekelleşme ve sermaye yoğunlaşmasına karşı mücadele etmek; Medya-siyaset-ticaret ilişkisi sonucu ortaya çıkan yozlaşmalara dikkati çekmek; Editoryal bağımsızlığı ve nitelikli yayıncılığı savunmak; Her türlü sansür ve otosansür uygulamalarına karşı çıkmak; Politik, askeri ve çeşitli çıkar çevrelerinin dezenformasyon ve manipülasyon uygulamalarına araç olmamak; Gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve mahkumiyet, saldırı, yaralama ve cinayet gibi basın özgürlüğü ihlallerini gündeme getirerek, basın özgürlüğü üzerindeki yasal ve fiili baskı ve tehditlerin kaldırılması için mücadele etmek; Gazetecilerin özel yaşama müdahale eden ve kişilik hakkı ihlallerine yol açan yayıncılık uygulamalarına karşı kamuoyu desteğiyle mücadele vermek; Nitelikli gazeteciliğin yükselişe geçmesi için gazeteci sendikalarının yaşamsal öneme sahip roller üstlenmesine destek sağlamak; Basın emekçilerinin; yaşam standartlarının düşmesi, kötü çalışma koşulları, sendikasızlaştırma, patronların tehdit ve baskıları karşısında iş güvencesinden yoksun bırakılmaları, işten atılmaları gibi sık sık karşı karşıya kaldıkları acıları protesto etmek; Gazeteciliğin; halkın haber alma, bilgi edinme ve gerçeğe ulaşma hakkı olduğunu kabul ederek, gazetecilerin bu amaçla nitelikli yayıncılık için vereceği sendikal örgütlenme mücadelesinde kamuoyu ile dayanışma sağlamak; “Gazetecilik = Bilgi = Demokrasi” anlayışını kabul ettirmek amacıyla bugün bizlerle aynı amaçlar uğruna mücadele veren tüm Avrupalı meslektaşlarımızla birlikte işyerleri önünde AYAĞA KALKMAK için bir araya geldik.
Nitelikli yayıncılık, kişilik haklarına saygı, halkın özgür ve bağımsız haber alma hakkının korunması için sorumluluğun, yalnızca gazetecilerde ve onların temsilcisi Sendika ve diğer meslek örgütlerinde değil, aynı zamanda okurda, izleyicide ve kamuoyunda olduğunu bir kez daha anımsatmak isteriz.
GAZETECİLİK İÇİN AYAĞA KALKIN diye haykırdığımız bugün, ülkemizde, basın emekçileri ve sendika olarak, örgütlenme mücadelesi verdiğimiz üç işyerinde üyelerimizi işten atan ve sendika üyeliğinden istifaya zorlayan, toplu sözleşme görüşmelerinden kaçarak çalışanların sendikal haklarına saygı duymayan İstanbul’da Sabah-ATV işverenini, Ankara’da Halk TV işverenini ve Bursa’da Olay gazete ve televizyon işverenini PROTESTO EDİYORUZ!
ATV televizyonu ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz medyanın sahiplik ve yönetim yapısındaki kişiler ile iktidardaki AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan arasında damat-kayınpeder ilişkisine varacak kadar derin bir yakınlık bulunmaktadır.
Halk TV’nin sahipliğinin arkasında ise mali ve idari desteğiyle ana muhalefet partisi CHP’nin yöneticileri durmaktadır.
Olay gazete ve televizyonu ise eski sahibinin borçlarının tasfiyesi amacıyla yönetimine el koyan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) tayin ettiği kamu görevlilerinin keyfiyetine terkedilmiş durumdadır.
Türkiye’de sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakkına karşı düşmanca bir tutum içine giren; Anayasal bir hakkı ve insana ait evrensel bir değeri, hukuk dışı akla hayale gelmedik yöntemlerle ihlal ederek suç işleyen ATV-Sabah, Halk TV ve Olay gazete ve televizyon kuruluşlarının sorumlularını ve arkalarındaki destekçileri uluslararası kamuoyu önünde KINIYORUZ!
GAZETECİLİK İÇİN AYAĞA KALKIN diye haykırdığımız bugün, hem siyasi iktidara yandaş olanları, hem ana muhalefete yandaş olanları, hem de toplumsal amaçlarla hareket etmesi gereken kamu kuruluşlarını; hukuka uygun davranmaya, hukukun üstünlüğüne saygı duymaya, basın emekçilerinin sendikal hak mücadelesine saygılı davranmaya ÇAĞIRIYORUZ.
Bu üç işyerinde de üyelerimiz, tehdit ve baskılara maruz kaldı, sendikal faaliyetlerinden dolayı işten atıldı, sendika üyeleri istifaya zorlandı. Bu hukuk dışı uygulamaları dolayısıyla ATV-Sabah, Halk TV ve Olay gazete ve televizyon yöneticileri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca suç duyurularında bulunulmaktadır ve davalar açılmaktadır. Bu hakları ihlal edenlerin, işledikleri suçun cezasını çekmeleri ve insanlık önünde mahkum olmaları; insan değerinin ve emeğin alın terinin yüceliğinin kanıtlanması, bu değerlere saygı duymayanların yaptırımsız kalmaması ve keyfiliğin önlenebilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yasal ve meşru savunmamızı, yargılama süreci Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gündemine taşınsa bile, sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Uğradığımız haksızlıklar ve bunların yarattığı mağduriyetler, Sendikamızın ve Sendika Üyesi olarak kalarak direnişlerini sürdüren basın emekçilerinin tarihi önemdeki mücadelelerine asla gölge düşüremeyecek ve başarıya ulaşmalarını engelleyemeyecektir.
Türkiye medyasında, 29 yıl aradan sonra ilk GREV, ATV-Sabah işyerlerinde 13 Şubat 2009 günü uygulanmaya başladı; ama gücünü siyasi iktidardan alan Turkuvaz işvereni tarihî bir hukuksuzluğa imza atarak grevdeki 10 gazeteciyi işten attığını ilan etti. İş akdi fesihlerinin geçersiz olduğuna dair Sendikamız tarafından açılan davalar mahkemede lehimize sonuçlandı ve kısa süre içerisinde Yargıtay’ın bu kararı onaması beklenmektedir. Yine Turkuvaz işvereninin, ATV-Sabah işyerlerinde grevin yasa dışı olduğu iddiasıyla açtığı dava, mahkeme tarafından reddedildi ve bu karar Yargıtay’ca da onandı. Böylece Türk medyasının bu tarihî grevinin yasallığı tartışılmaz olarak kesinleşti. Bu öncü grevin tek talihsiz yanı, grevin 154’üncü gününde 16 Temmuz 2009 tarihinde mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararıyla durdurulmasıdır. Bu durdurma kararı, moralleri bozsa da umudumuzu ve inancımızı asla kıramadı. Bu kararın, Yargıtay tarafından bozulacağına ve grevimizin kaldığı yerden yeniden başlayacağına olan inancımız tamdır.
Olay gazete ve televizyonunda, TMSF ve onların tayin ettiği yöneticiler, 9 sendika üyesini keyfi bir kararla işten atarken, arka arkaya verdikleri hatalı kararlarla kurumu basiretli bir biçimde yönetmekten aciz olduklarını da gösterdiler. Sendika yöneticileriyle yaptıkları görüşmelerde 9 kişiyi işe döndürme sözü verip, sözlerinde durmadıkları gibi, işyerindeki diğer çalışanları sendika üyeliğinden istifaya zorladılar; onları anlaşmalı bir notere yönlendirip, üstelik sanki kendi paralarıymış gibi noter masraflarını da Olay gazete ve televizyonuna yüklediler. Bütün bunlara gerekçe olarak ise el koydukları Bursa’nın bu saygın gazete ve televizyonunu, 24 Kasım’da pazarlık usulüyle satışa çıkarma kararını gösterdiler. İki kez yapılan ihaleye hiçbir alıcı çıkmamışken, 24 Kasım’da pazarlık yöntemiyle ve değerinden çok daha aşağıda bir rakama satılmak istenen Olay gazete ve televizyonun alıcısının bile belli olduğu söylentileri ortalıkta dolaşmaktadır. Şimdiden şaibeli bir satış olacağı tartışmaları tüm Bursa’da konuşulmaktadır. Türkiye Gazeteciler Sendikası, sendikadan istifa baskısı yapan tüm yöneticiler hakkında gerekli suç duyurusunda bulunma hazırlıklarını sürdürmektedir. Bununla da yetinmeyip, 24 Kasım’daki satışın sonuçlarını gerektiğinde yargıya taşıyacağımızın da herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir. Hiç kimse kanundan ve kanunlara temel oluşturan evrensel insani değerlerden daha üstün değildir. Ve hukuk devletinde keyfiliğe asla yer yoktur.
Halk TV’de ise bambaşka bir usulsüzlükle karşı karşıya kaldık. İşyerinin CHP’de görevli idari sorumluları, TGS’nin noter aracılığıyla ve posta yoluyla gönderdiği grev uygulama tarihinin tebligatına ilişkin yazıyı teslim alma hususunda yaptıkları tarih değiştirme oyununun hesabını elbette yargı önünde vereceklerdir. Bu usulsüz davranışlar, ülkede hukukun üstünlüğünü savunan CHP yöneticilerinin bilgisi dahilinde yapılmış ise onları “CHP’nin, Halk TV ile organik bir bağı yoktur” söylemleri de sorumluluktan kurtaramayacaktır. Halk TV’nin çalışan kadrosunda ve yönetim kademesinde yapılan değişiklikten sonra 5 sendika üyesinin aynı gün iş akitlerinin feshedilmesi, ardından diğer 5 sendika üyesi üzerinde yapılan ağır baskılar, ücretlerinin arttırılacağı vaatleriyle 2 üyemizin sendikadan istifa ettirilmesi utanç verici uygulamalar olarak Sendikamız tarafından yargının önüne getirilmektedir. Bütün bu keyfi uygulamaların sorumlularının cezasız kalmaması, her şeyden önce bize insanlık onurumuzu yeniden anımsatacaktır.
Ortaya çıkan bütün bu manzara karşısında, Türkiye’de sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme özgürlüğü gibi en temel insan hakkının fiilen varlığından söz edebilmek mümkün değildir. Bugün, GAZETECİLİK İÇİN AYAĞA KALKIN diye seslenirken, ülkemizdeki göstermelik demokratikleşme çabalarının, basın özgürlüğünü ve çalışanların sendikal haklarını kapsamadığını yüksek sesle bir kez daha haykırıyoruz. 1789 Fransız Devrimi sırasında, içinde ondan fazla tutuklu bulunmayan Bastille’in alınışının, bütün Avrupa’da despotizmin kalesinin düşüşü olarak kutlandığını anımsarken, bugün ülkemizdeki cezaevlerinde 30’dan fazla gazetecinin hükümlü değil tutuklu olarak bulundurulmasını basın özgürlüğü olarak algılayamayız.
Hem temel hak ve özgürlükler, hem de ekonomik ve sosyal hak ve özgürlükler bakımından karşılaştığımız sorunlar, bu çok sevdiğimiz ülkemizde demokrasi, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü bakımından ortaya çıkan vahim tabloyu tüm dünyanın gözleri önüne sermektedir.
Yurttaşlar, emekçiler, ne siyasi iktidarlardan ne muhalefet partilerinden ne de devlet organlarından, demokratik haklarının kullanımıyla ilgili gerekli hoşgörü ve tahammülü görebilmektedir.
Uzlaşma kültürüne dayalı özgürlükçü demokrasi anlayışının gelişmesi ve ayaklar altında çiğnenen karşılıklı haklara saygı kavramının yeniden değer kazanması için Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, tüm basın emekçileri adına ve tüm Avrupalı meslektaşlarımızla birlikte GAZETECİLİK İÇİN AYAĞA KALKARAK, sendikal hak ve özgürlük mücadelemizi sabır ve kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü haklıyız! Çünkü son derece haklı insani taleplerimiz, insanlığın evrensel değerleriyle ve insan olmanın onuruyla uyumludur! Çünkü bu mücadelede attığımız her adım yasal ve meşrudur!
Bu mücadelenin, bir avuç öncü, gönüllü, çile çekmeye hazır sendikal kadrolarca; ve bu direnişe katılmaktan kendi kişisel nedenlerini gerekçe göstererek çekinen, emekçi arkadaşlarını yalnız bırakan, kendilerini patronların keyfi uygulamalarına mahkum hisseden sessiz ve ürkek çoğunluğa rağmen ama tamamen onların hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek uğruna yapıldığını herkes iyi kavramalı ve takdir etmelidir. Bu kadrolar, işten atılmayı, yeniden iş bulamamayı, medya patronlarının kara listelerine yazılmayı göze alarak yola çıkan yürekli neferlerdir! Bu kadrolar, bütün olumsuzluklara, bütün hayal kırıklıklarına, bütün moral bozucu gelişmelere aldırmadan; işçi sınıfının ve basın emekçilerinin hak mücadelesi yolunda yürümeye kararlı ve inançlı insanlardır. Onları hiçbir güç yollarından alıkoyamayacaktır. Zafer, “Zafer bizimdir” diyebilen, o yürekli, inançlı emekçilerin olacaktır.
TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
|
En Çok Okunan Açıklamalar |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|