Ana Sayfa arrow Açıklamalar arrow SANSÜRE DİRENİŞİN 102. YILDÖNÜMÜ

 
 
Ana Sayfa
ÜYE OLUN
Genel Merkez
Şubeler
İletişim
Açıklamalar
Duyurular
TGS'den Haberler
Belgeler
Formlar
ATV - SABAH GREVİ
AB PROJESİ (2009-10)
Dayanışma Grubu
Tarihçe
Sıkça Sorulan Sorular
Web Bağlantıları

 
 
 
 

TÜRKİYE'DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
PROGRAMI

DESTEKLEYEN

ORTAK KURULUŞ


 
 
 
 

BASIN gazetesi
(Nisan 2009)

BASIN Gazetesi
(Mart 2009)

 
 
 
 

Siteyi Yer İmlerime ekle
Açılış Sayfam yap
Ziyaretçi: 1284946
Sitede 29 misafir çevrim içi

 
 
 
 
Yazdır E-Posta

SANSÜRE DİRENİŞİN 102. YILDÖNÜMÜ

(23 Temmuz 2010)

     Sansüre ilk kez direnişin üzerinden 102 yıl geçti. Çağdışı kalması gereken sansür ve otosansür uygulamaları, ne yazık ki teknolojinin yardımıyla günümüzde de farklı biçimlerde varlığını sürdürmektedir.
Türkiye’de devlet-medya ilişkileri alanında, gerek 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu, gerekse 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişikliklerden kaynaklanan ciddi sorunlar bulunmaktadır.
     TCK’da basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan 27 hüküm bulunmaktadır. Bunların arasında özellikle “hakaret” başlıklı 125’inci, “gizliliğin ihlali” başlıklı 285’inci ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” başlıklı 288’inci maddeler, gazeteciler hakkında mahkumiyet kararları verilmesinde ön sırayı almaktadır. Terörle Mücadele Kanunu’nda ise özellikle 6 ve 7’nci maddeleri gazeteciler aleyhine yoğun olarak kullanılmaktadır.
     Sansüre direnişin 102’nci yıldönümünde, cezaevlerinde 5’i hükümlü, 42’si tutuklu olmak üzere toplam 47 basın emekçisi bulunmaktadır. Bunlara ek olarak 16 gazeteci, gözaltına alındıktan ya da bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmış, ancak hapis cezası istemiyle yargılanmaları devam etmektedir. Ayrıca 12 gazeteci hakkında verilmiş mahkumiyet kararları bulunmakla birlikte, Yargıtay’da incelemesi devam ettiği için kararlar kesinleşmemiş ya da cezanın infazı 5 yıl süreyle ertelenmiştir.
Mevcut tablo, ülkemizde 47’si halen cezaevlerinde olmak üzere 100’e yakın basın emekçisinin hapis cezası tehdidi altında olduğunu göstermektedir.
     12 Eylül ile hesaplaşacağını iddia ederken kendisiyle hesaplaşmaktan kaçınan mevcut siyasi iktidar döneminde yürürlüğe konulan kanunların ve uygulamaların neticesi olan bu durum, Türkiye için bir utanç tablosudur.
     Bu mahkumiyetler, gazeteciler için birer şeref madalyasıdır. Çünkü onlar, görevlerini iyi yaptıkları için bu cezalarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
     Mevcut kanunlar yürürlükte kaldığı sürece, gazetecilerin ceza almaması mümkün değildir. Sorun, meslek ilkelerine uygun olarak görevlerini yapan gazetecilerde değil, kanun hükümlerindedir.
     Cezaevlerindeki gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, tutuklamayı cezaya dönüştüren uygulamalardan vazgeçilmeli, yargılamalar tutuksuz olarak sürmeli ve bu kanunlar mutlaka değiştirilmelidir. Bu kanun hükümleri, gazetecilerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durmakta, basın ve yayın kuruluşlarını sansür ve otosansüre zorlamaktadır.
     Türkiye, bu kanunlarla, mesleğini iyi yaptığı için gazetecileri cezalandıran bir ülke konumuna gelmiştir. Türkiye, bu utançtan bir an önce kurtulmalıdır.
     Basın özgürlüğünün bir başka yönü, basın emekçileri ile medya sahipleri arasındaki ilişkiler düzeyinde kendini göstermektedir. Basın ve ifade özgürlüğü, editoryal bağımsızlıktan ayrı düşünülemez. Editoryal bağımsızlık ise basın emekçilerinin, medya sahiplerinin baskı ve sansür uygulamalarına karşı korunmasıyla olanaklıdır.
     Basın emekçilerinin korunması sendikal örgütlenmeden geçmektedir. Günümüzde, 15 bin sigortalı basın emekçisinin yalnızca yüzde 5’i sendikal haklardan ve toplu sözleşmeden yararlanabilme olanağına sahiptir. Toplam çalışan sayısına, stajyer adı altında sigortasız çalıştırılarak sömürülen basın emekçileri de eklendiği takdirde, sendikal haklardan yararlanan gazetecilerin oranı daha da gerilemektedir.
     Mevcut kanunlar ve uygulamalar, basın emekçilerinin sendikalaşmasının önünde ciddi engeller oluşturmakta, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sendikal haklara saygı duyulmasını sağlayacak yeterli teminatlar içermemektedir. Kanunlar, greve çıkan basın emekçilerini korumakta bile yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, sendikal hakları düzenleyen kanunlarda iyileştirici düzenlemeler yapılması da basın ve ifade özgürlüğü bakımından önemlidir.
     Sansüre direnişin 102’nci yıldönümü vesilesiyle tüm basın emekçilerini sendikal örgütlenme mücadelesinin içinde yer almaya, cezaevlerindeki gazetecilerin serbest bırakılması talebiyle TGS ve diğer meslek örgütlerince başlatılan “Gazetecilere Özgürlük” kampanyasına destek olmaya ve imza kampanyasına katılmaya bir kez daha çağırıyoruz.
     Saygılarımızla.

TÜRKİYE
GAZETECİLER SENDİKASI
YÖNETİM KURULU

< Önceki   Sonraki >
 
 
 
 


GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK
KAMPANYASINI DESTEKLİYORUM
(İmza Formunu İndirin)

Gazetecilere Özgürlük
İmza Çağrısı (22 Haziran 2010)

Gazetecilere Özgürlük
G-9 Ortak Bildirisi (24 Mayıs 2010)

Avrupa Gazeteciler Federasyonu
Genel Kurul Açıklaması (18 Nisan 2010/İstanbul)

Cezaevindeki Gazeteciler (18 Ağustos 2010)
 
 
 
 
resim24.jpg
En Çok Okunan Açıklamalar

 
 
 
Genel Başkan : Ercan Sadık İPEKÇİ
Genel Sekreter : Muhittin DOĞAN

Basın Sarayı Kat:2
Cağaloğlu/İstanbul
Telefon:(212) 5140694 - 5140696
Faks:(212) 5114817

Grafik Tasarım : Özgür Güz