İSMAİL CEM VEFAT ETTİ 24 Ocak 2007 Türk basınının saygın isimlerinden, değerli siyaset adamı, eski Dışişleri bakanlarından İsmail Cem’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. İsmail Cem, 1972-1974 tarihleri arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanlığı görevini de yaptı. Onu her zaman saygıyla anacağız. Türk basınının başı sağolsun. TÜRKİYE GAZETECİLER SENDİKASI YÖNETİM KURULU |
|
|
Devamı...
|
|
HEPİMİZ HRANT DİNK'İZ 22 Ocak 2007 Ankara'da Kızılay'da toplanan gazeteciler, Hrant Dink'in katledilmesini kınadılar. Meslek örgütleri adına konuşan TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, "insanlık düşmanlarını, ırkçıları, inanç sömürücülerini ve katilleri lanetlediklerini" bildirdi. Ortak açıklamadan satırbaşları şöyle: • Katledilen Hrant Dink’in her sözünde aranan art niyetin, şimdi onun katliamını kınayanlara yöneltilmesi, ırkçı ve düşmanca yaklaşımların değişmediğini bizlere üzülerek gösteriyor. • Kabahati internet kafelerde bulmak ne kadar kolaysa, sorumluluk duyması gerekenlerin vicdanlarda aklanması da o kadar zordur… • Bilinçli, birikimli insanlarımızı, aydınlarımızı ve düşünürlerimizi koruyamadan, ne çocukları suç odaklarının kucağına iten bu kokuşmuşluktan ve yozlaşmadan kurtulmak, ne de toplumu kin ve şiddet duygularından arındırmak mümkün... • Bizler, bu katliamın arkasındaki şiddeti hedefleyen örgüt bağlantılarının, her türlü komplo teorilerinden uzak olarak ve tüm samimiyet çabalarıyla ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. • Bizler, katledilen Hrant Dink’in meslektaşları olarak, bugün her zamankinden daha fazla Hrant Dink’iz… Hepimiz Hrant Dink, hepimiz Uğur Mumcu, hepimiz Musa Anter, hepimiz Abdi İpekçi’yiz ve onlarca basın şehidinin temsilcisiyiz… • Onların bıraktığı yerden, onların da kendilerinden öncekilerden devraldığı değerlerle, inanç ve cesaretle; doğruyu, güzelliği, insanlığı, özgürlükleri, eşitliği, adaleti, kardeşliği, paylaşmayı yazmaya devam edeceğiz… • Düşman değiliz kimseye ama insanız; insanca duygularla lanetliyoruz insanlık düşmanlarını, ırkçıları, inanç sömürücülerini ve katilleri…
| |
|
Devamı...
|
|
CİNAYETİ KINIYORUZ 19 Ocak 2007 G-9 Platformu adıyla biraraya gelen 10 meslek örgütü, gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesini kınadı. Dönem Sözcülüğünü TGS'nin yaptığı G-9 Platformu'nun açıklaması şöyle: "Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in silahlı saldırı sonucunda öldürülmesini kınıyoruz. Meslektaşımızın hayatını kaybetmesinden dolayı son derece üzgünüz. Bu saldırı, doğrudan doğruya basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü hedef almaktadır. Ülkenin geleceği bakımından da son derece provokatif bir siyasi cinayettir. Katillerin bulunması yeterli olmayacaktır. Bu saldırıyı planlayanların ve kışkırtanların da yargılanması hukuk devleti olmanın bir gereğidir."
| |
|
Devamı...
|
|
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü: SENDİKAL HAKLARA SAYGI İSTİYORUZ 10 Ocak 2007 Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazeteciler ile meyda patronlarının "barış içinde birlikte yaşamasının" formülünün, sendikal haklara saygıdan geçtiğini bildirdi. Günümüzde 12 bin medya çalışanından 4 bini sendika üyesiyken, bunların yaklaşık 650'sinin toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olduğu belirtilen açıklamada, şöyle denildi: "Bu, medeniyetler ittifakının öncülüğünü yapmaya çalışan, Batı Avrupa demokrasisinin benimsediği ilkeleri kendisine hedef olarak kabul eden ve Avrupa Birliği üyeliği adına siyasal ve ekonomik ödünler vermeyi bile göze alan Türkiye için bir utanç tablosudur. Bu ayıptan kurtulmanın, çalışan gazeteciler ile medya patronlarının 'barış içinde birlikte yaşamasının' formülü SENDİKAL HAKLARA SAYGI’dan geçmektedir. Saygının olmadığı bir yerde sorunlara çözüm bulmak da mümkün değildir. Medyanın bugün içinde bulunduğu güven bunalımının temelinde de çalışan gazetecilerin yasal ve sendikal haklarına saygı duyulmaması yatmaktadır." Patronların baskısıyla 1990'lı yıllarda gazetecilik işkolunda yaşanan sendikasızlaştırma operasyonundan sora, gazetecilerin hem sendikal haklardan hem de 212 sayılı Yasa'nın korumasından fiilen mahrum kaldığı kaydedilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Sendikal haklardan mahrum olan gazetecileri kısmen de olsa koruma altına almak amacıyla TGS’nin yaptığı TEŞMİL başvurusunu 18 ay boyunca bekleten tek parti iktidarı, medya patronlarının baskısı altında olduğunu ve çalışanlar lehine düzenleme yapma cesareti ve yetisine sahip olmadığını açıkça belli etmiştir. Çalışan Gazeteciler Günü’nün 46’ncı yılında; emeğin hakları söz konusu edildiğinde; tüm sorumlu kesimlerde aklın, mantığın ve vicdanların köreldiğine üzülerek tanık oluyoruz. 2007 yılında cumhurbaşkanı seçimi ile genel seçimlerde karşımıza çıkacak tablonun, demokratik tartışma ve uzlaşma kültürünü geliştireceğini umuyor; bunun, emekten yana politikaların ön plana çıkmasının da yolunu açmasını diliyoruz." TGS Yönetim Kurulu'nun açıklamasının tam metnini devam sayfasında bulabilirsiniz.
| |
|
Devamı...
|
|
TÜRK BASINI, OTOSANSÜRÜN BOYUNDURUĞU ALTINDA 24 Temmuz 2006 Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu'nun, Sansüre İlk Direniş'in 98'inci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi:
• Sansüre Direniş’in 98’inci yıldönümünde, utanarak belirtmek zorundayız ki, Türk basını; patronların, siyasi iktidarın ve çeşitli güç odaklarının baskısı, şantajı ve tehdidi altında sansürün ve otosansürün boyunduruğuna girmiştir. • Türk basını 98 yıl önce, Abdülhamit’in baskıcı rejimi altında sansüre karşı gösterilen direnci, 21. yüzyıl koşulları karşısında yaşama geçirebilmekten acizdir. • Türk basını, ne yazık ki, demokrasi mücadelesinin öncülüğünü değil kapitalizmin kitleleri sömürmesinin sözcülüğünü yapan patronların egemenliğine geçmiştir. • Medya sahipleri ve onların fikir danışmanlığını yapan üst düzey medya yöneticilerinin bildiği tek mücadele alanı, basın emekçilerinin haklarını gasp etmek ve onların özgür habercilik yapmalarını alıkoyacak yöntemler geliştirmekten ibarettir. • Medya sahipleri ve yöneticileri, yayın çizgilerini siyasi iktidarın rüzgarına göre ayarlamaktan ve gerçekleri halktan saklamaktan asla çekinmemektedir. • Türk medyası, yeni Türk Ceza Yasası’nın ve Terörle Mücadele Yasası değişikliklerinin ifade ve basın özgürlüğü üzerine getirdiği ağır yaptırımları maalesef toplumdan gizlemiştir. • Geldiğimiz nokta itibariyle, demokratikleşme, basın ve ifade özgürlüğü ile bunların devamı niteliğinde olan sendikal haklar konusunda verdiği sözleri yerine getirmeyen siyasi iktidardan ise artık hiçbir beklentimizin kalmadığını ifade etmekle yetiniyoruz. | |
|
Devamı...
|
|
ARTIK YETER ! 10 Temmuz 2006 Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, TGS'nin kuruluşunun 54'üncü yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Sendikal haklardaki sıkıntılara, TCK ve TMY değişikliklerinin basın ve ifade özgürlüğüne getirdiği kısıtlamalara işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
• “İşadamlarının arkasındayız” diyen, işçi sendikalarını ise “bürokratik oligarşi”nin temsilcileri olmakla itham ederek kamuoyunun önünde aşağılayan isimleri bünyesinde barındıran Hükümetin, sendikal hakların iyileştirilmesi alanında oyalama politikası izlemesini endişeyle takip ediyoruz. • Türk basınında, darbe yıllarından daha ağır, baskıcı, karanlık bir dönem başlayacaktır. Mahkemelerce verilen mahkumiyetlerin kesinleşmesiyle birlikte hapishaneler, yakın zamanda, sansür ve otosansüre boyun eğmeyen gazeteciler ve aydınlarla dolacaktır. • TMY değişikliklerinin, Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edileceğini umuyoruz. • Bu kadar yaşamsal sorunların ortasında, sorunları çözücü bir yaklaşım izlemek yerine toplumsal gerginliği tırmandırma politikası izleyen siyasî iktidara da “Artık yeter!” diyoruz. • Siyasî iktidarı, basını, gizli dosya tehditleriyle tahakküm altında tutmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz. Siyasî iktidar, varsa, elindeki dosyaları bir an önce açıklamalı ve medya patronlarıyla ilişkilerini kesmelidir. • Medya patronlarının, gazetecilik dışındaki ticarî ve malî işlerle uğraşmaları, siyasî iktidarlar karşısında yegâne korku kaynağıdır. Belki de bu nedenledir ki, bu zamana kadar hiçbir medya patronu, Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişikliklerle kendilerine de para cezası getirilmesine karşı tek bir açıklama yapma cesareti gösteremedi. • Patronlar, kendi davalarının savunulması için bile gazetecilerden ve meslek örgütlerinden cesur çıkışlar beklemektedir! • Sayın Başbakan, medya patronlarının gizli taleplerini açıklarken, TEŞMİL kararnamesinin neden 1.5 yıldır Bakanlar Kurulu’ndan çıkmadığını da açıklamalıdır. • “Gizli dosyaları” açıklamak için “şartların olgunlaşmasını” bekleyen Sayın Başbakan, TEŞMİL kararnamesini yayımlamak için de kadük hale gelmesini mi beklemektedir? • Sayın Başbakanı, basın emekçilerinin haklarını yakından ilgilendiren bu kararnameyi imzalama ve yayımlama cesaretini göstermeye davet ediyoruz. | |
|
Devamı...
|
|
|
GAZETECİ SARIKAYA'YA SALDIRIYI KINIYORUZ
01 Temmuz 2006 Sabah gazetesi muhabiri Ercan Sarıkaya ve eşi Derya Sarıkaya, TOKİ'nin İstanbul'da TGS'ye tahsis ettiği konutların kur'a çekimine gelirken bıçaklı saldırıya uğradı. Kalbinin üstüne aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Ercan Sarıkaya, Rumeli Hospital Hastanesi'nde ameliyatla yaşama döndürüldü. Yoğun bakımda olan meslektaşımıza ve saldırıda hafif yaralanan eşi Derya Sarıkaya'ya Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu olarak geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. |
|
Devamı...
|
|
"ANLAMAYANLAR, AĞIR GAFLET İÇERİSİNDELER"
18 Mayıs 2006 Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, dün Danıştay'da meydana gelen "alçakça saldırıyı" nefretle kınadığını bildirdi. TGS Yönetim Kurulu'nun açıklamasında, şöyle denildi: "Olaylar, ülkemizin, dinci terörün adım adım tırmandırıldığı tarihi bir döneme girmekte olduğuna işaret etmektedir. Sorumluluk sahibi yetkililerin, yaptıkları açıklamalarla, eylemcileri cesaretlendirdiklerini ve teröre ortam hazırladıklarını hâlâ anlayamamış olmaları bile ağır bir gaflet içerisinde olduklarını düşündürmektedir. İktidarı ve muhalefetiyle, bütün yetkilileri, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye, toplumda gerginliği tırmandırmaktan uzak bir uzlaşma örneği göstermeye davet ediyoruz. Aynı zamanda, kamuoyunu doğrudan etkileme gücüne sahip basın ve yayın kuruluşlarının; propaganda ve tahrik içermeyen, meslek ilkelerine uygun yayıncılık sınırları içerisinde kalmalarını ve hiçbir kesimin dezenformasyon girişimlerine alet olmamalarını önemli buluyoruz.” Açıklamanın tam metnini, devam sayfasında okuyabilirsiniz. | |
|
Devamı...
|
|
|
"METİN UCA'YA YAPILAN SALDIRI KİMİN ESERİ?"
13 Mayıs 2006 Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, gazeteci Metin Uca'ya yapılan saldırıyı kınarken, ''hiçbir yetkilinin, bu saldırının asıl kimin eseri olduğunu düşünmemesinden de kaygı duyduklarını'' bildirdi. İpekçi, "İfade özgürlüğüne bu kadar tahammülsüz gençler yetiştiren eğitim sisteminin sorumlularını da kınıyoruz. Saldırganın, Metin Uca'yı tehdit ederken adını zikrettiği 'Abdullah Çatlı'yı gençlerin zihninde övünülecek bir kahraman haline getirenleri de kınıyoruz. El birliğiyle yarattığınız bu sistemle ne kadar övünseniz azdır. Metin Uca da bu sisteminizle alay etmeye devam edecektir herhalde..." dedi. |
|
|
Devamı...
|
|
|